Fotograflar

Genel

 

 

 

Rasim Çelik ve Yakup Karakaya

 

 

 

Elektrik Bölümü Öğretmenleri

 

 

 

Öğrenciler

 

10-AL Sınıfı Toplu Halde..

 

 

10-AL Sınıfı ve Bölüm Öğretmenleri

 

 

 

11-AL Sınıfı

 

 

 

 

 

 

 

11-AL Sınıfı ve Bölüm Öğretmenleri

 

 

Personelimiz

 

Okul Müdürümüz

 

 

İsim: Okul Müdürü -- Hasan DAĞ
Açıklama:

1955 YILINDA İNCESUDA DOĞDUM.İLKOKULU HAMURCU KÖYÜNDE, ORTAOKULU İNCESU ORTAOKULUNDA OKUDUM.1974 YILINDA KAYSERİ MERKEZ END. MESLEK LİSESİ MAKİNA RESSAMLIĞINDAN MEZUN OLDUM.1979 YILINDA ANKARA YÜKSEK TEKNİK ÖĞRETİM OKULU MAKİNA RESSAMLIĞI BÖLÜMÜNÜ BİTİRDİM. 01/03/1979-09/09/1983 TARİHLERİ ARASINDA MALATYA ŞEHİT KEMAL ÖZALPER ENDÜSTRİ MESLEK LİSESİ MAKİNA RESSAMLIĞI BÖLÜMÜNDE ÖĞRETMEN OLARAK GÖREV YAPTIM. 09/09/1983-09/09/1986 YILLARI ARASINDA MALATYA HEKİMHAN ENDÜSTRİ MESLEK LİSESİ KURUCU MÜDÜRÜ OLARAK GÖREV YAPTIM. 12/09/1986-02/08/2005 TARİHLERİ ARASINDA KAYSERİ İNCESU ENDÜSTRİ MESLEK LİSESİ MÜDÜRLÜĞÜ GÖREVİNDE BULUNDUM. 03/08/2005-08/12/2005 TARİHLERİ ARASINDA KAYSERİ YAHYALI H. HÜSEYİN ÇOK PROGRAMLI LİSESİ MÜDÜRÜ OLARAK ÇALIŞTIM. 08/12/2005 TARİHİNDE OKULUMUZ MÜDÜRÜ OLARAK GÖREVE BAŞLADIM.EVLİ VE ÜÇ ÇOCUK BABASIYIM

Okul Müdürü -- Hasan DAĞ

 

 

 

Yoneticilerimiz

 


 

 

2-MüdürByrd --- Özay BESİM

3-PnMdyrd -- Necati ARICI

4-Mdyrd --- İsmail KAYA


 

 

 

5-Mdyrd -- Mustafa TOSUN
 

6-Mdyrd -- İsmail NALDÖVEN


7-Mdyrd -- Ayfer ABACI

Teknik Öğretmenlerimiz

Elektrik Elektronik Teknolojisi

 

 

 

1-Blm Şefi -- Mustafa DAĞ
2-Lab Şefi -- M. Nuri SERT

3-Blm Öğrt -- Yakup KARAKAYA



   
4-Blm Öğrt--Rasim Çelik
 

 

 

 

 

Insaat Teknolojisi

 

 

 

ABlmŞEFİ --- Hilmi KARCI


BlmAhşapŞefi -- İsmet KAYA

BlmCagirŞefi -- Hacı POLAT

 

 

 

BlmHaritaŞefi --- Cafer KANAL
 

BlmRessŞefi --- Necmettin YÖNDEM


BlmTLiseŞEfi --- Dursun SÜER


 

 

 

BlmÖğrt -- Ahmet MARAŞ

BlmÖğrt -- Ali ERTAŞ


BlmÖğrt -- Bayram TAŞ

 

 

 

BlmÖğrt -- Cahit KÜÇÜK


BlmÖğrt -- Eke ENGİN


BlmÖğrt -- Erhan ABACI

 

 

 

BlmÖğrt -- Levent AKYOL BlmÖğrt -- Mustafa LALE

BlmÖğrt -- Sadık

 

BlmÖğrt -- İsmail ÖZKAN

 

 

 

     

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Tesisat Teknolojisi

 

 

 

1-Blm ŞEFİ--A.GÜNGÖRMÜŞ

2-Blm Öğrt -- Levent CANLI

3-Blm Öğrt -- Aydın ÖZER
6
 

 

   

4-Blm Öğrt -- İsmail KÖK
 

 

 

 

 

                                    Kultur_Dersleri_Ogretmenlerimiz

 

 

 

 

 

 

 

1-Fizik Öğrt--Yılmaz ÖZTÜRK
 

2-Fizik öğrt--E.PAMUKOĞLU


3-Edebiyat Öğrt--B.YILDIRIM


 

 

 

4-Edebiyat Öğrt--A.AYDIN

5-Mat.Öğrt--Osman GEÇOL


6-Mat Öğrt--A.S.ÇİÇEK


 

 

 

7-Tarih Öğrt--İmran GÜRSOY

8-Din B.Öğrt--Ferhat ELBAY

9-Fels.Öğrt--M.KÖROĞLU

 

 

Idari Personelimiz

5-Blm Öğrt -- A. ÇOPURSUZ

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 


 

 

1-Nuh ÖZCAN
 

2-Mahir ÇAĞLAR


3-İbrahim ERTAŞ


 

 

 

4-İbrahim DİRGENALİ

5-Mehmet ÖZKAN
 

6-Nadir KAYHAN

 

Mimar Sinan

Mimar Sinan (1490-1588) 

Türk, mimar. Dünyanın en büyük yapı sanatçılarından biridir. 

Kayseri'nin Ağırnas köyünde doğdu, 17 Temmuz 1588'de İstanbul'da öldü. Doğum tarihi kesin değildir. Ailesine ve yaşamına ilişkin kimi zaman yetersiz ve çelişkili bilgiler, çağdaşı Sâi Mustafa Çelebi'nin onun ağzından yazdıklarına, mimarbaşı olduğu dönemden kalan yazışmalara, kendi vakfiyesine ve yazarı bilinmeyen belge ve kitaplara dayanmaktadır. Kaynaklara göre Sinan, I. Selim (Yavuz) padişah olduktan sonra başlatılan ve Rumeli'de olduğu gibi Anadolu'dan da asker devşirmeyi öngören yeni bir uygulama uyarınca 1512'de devşirilerek İstanbul'a getirildi. Orduya asker yetiştiren Acemi Oğlanlar Ocağı'na verildi, 1514'te Çaldıran Savaşı'nda 1516-1520 arasında da Mısır seferlerinde bulundu. İstanbul'a dönünce Yeniçeri Ocağı'na alındı. I. Süleyman (Kanuni) döneminde 1521'de Belgrad, 1522'de Rodos seferlerine katıldı, subaylığa yükseldi. 1526'da katıldığı Mohaç seferinden sonra zemberekçibaşı (baş teknisyen) oldu. 1529'da Viyana, 1529-1532 arasında Alman, 1532-1535 arasında da Irak, Bağdat ve Tebriz seferlerine katıldı. Bu son sefer sırasında Van Gölü'nün üstünden geçecek üç geminin yapımını başarıyla tamamlaması üzerine kendisine haseki unvanı verildi. 1536'da Pulya (Puglia) seferlerine katıldı. 1538'de yer aldığı Karabuğdan (Moldovya) seferi sırasında Prut Irmağı üstünde yaptığı bir köprüyle dikkatleri üstüne çekti. Bir yıl sonra mimar Acem Ali'nin ölümü üzerine onun yerine sermimaran-ı hassa (saray baş mimarı) oldu. Günümüzdeki bayındırlık bakanlığına eş düşen bu görevi ölümüne değin sürdürdü.

Mimar Sinan, Osmanlı İmparatorluğu'nun en güçlü olduğu çağda yaşamıştır. I. Süleyman (Kanuni), II. Selim ve III. Murat olmak üzere üç padişah döneminde mimarbaşılık etmiş, imparatorluğun gücünü simgeleyen mimarlık başyapıtlarının tasarlanıp uygulanmasında birinci derecede rol oynamıştır. Etkisi ölümünden sonra da sürmüş, her dönemde saygınlığını korumuştur. Atatürk ona ilişkin bilimsel araştırmaların başlatılmasını, onun bir heykelinin yapılmasını istemiştir. 1982'de İstanbul'daki Devlet Güzel Sanatlar Akademisi çekirdek olmak üzere oluşturulan yeni üniversiteye onun adı verilmiştir.

Sinan'ın yetişmesine ilişkin doyurucu bilgi yoksa da, dülgerliği Acemi Oğlanlar Ocağı'nda öğrendiği sanılmaktadır. Acemi Oğlanlar, başka işlerin yanı sıra yapı işlerinde de görevlendirilirlerdi. Sinan daha sonra ordunun yapı gereksinimini karşılayan birimlerinde görev almış, buradaki çalışmalarıyla öne çıkmıştır. Gerek ordunun bu birimleri tarafından usta-çırak ilişkisi içinde gerçekleştirilen yapım ve onarım çalışmaları, gerek orduyla birlikte gittiği yerlerde görme olanağı bulduğu yapılar, Mimar Sinan'ın eğitiminin parçası olmuştur.

Çeşitli kaynaklara göre Sinan 84 cami, 52 mescit, 57 medrese, 7 okul ve darülkurra, 22 türbe, 17 imaret 3 darüşşifa, 7 su yolu kemeri, 8 köprü, 20 kervansaray, 35 köşk ve saray, 6 ambar ve mahzen, 48 hamam olmak üzere sayılamayanlarla birlikte üç yüz elliyi aşkın yapı gerçekleştirmiştir. Elli yıla yakın bir süre Osmanlı İmparatorluğu'nun mimarbaşılığını yapmış olmasına karşın, bunların hepsini onun tasarlayıp uygulamış olduğunu söylemek güçtür. Çoğunluğu İstanbul'da olmak üzere imparatorluğun her yanına dağılmış bulunan bu yapıların bir bölümünü öğrencileri ya da ona bağlı mimarlar örgütü yapmış olmalıdır. Bunların arasında onarımlar da vardır. Bu tür sayılar Sinan'a gösterilen saygıyı ortaya koyar. Onun asıl önemi, yapılarında gerçekleştirdiği deneyler ve getirdiği yeniliklerle Osmanlı-Türk mimarlığını "klasik " olarak adlandırılan doruğuna ulaştırmasındadır.

Sinan mimarbaşılığından önce de askeri amaçlı olmayan yapılar tasarlamış ve uygulamış olmalıdır. Ama ilk önemli yapıtı İstanbul'da ki Şehzade (Mehmed) Camii'dir. Kendisinin çıraklık dönemi yapıtı olarak nitelendirdiği bu cami, dört ayağın taşıdığı ve dört yarım kubbenin desteklediği bir kubbe ile örtülüdür. Dış görünüşlerin kitlesel etkisi azaltılmış, içerde ise daha aydınlık bir mekân oluşturma yoluna gidilmiştir. Onu izleyen Üsküdar'daki Mihrimah Sultan Camii'nde ise yarım kubbelerin sayısı üçe indirilerek daha rahat bir iç mekân araştırılmıştır.

Osmanlı-Türk mimarlığının en önemli yapılarından biri Süleymaniye Camii ve Külliyesi'dir. Sinan kalfalık dönemi yapıtı olarak adlandırdığı bu yapıda İstanbul'daki Bayezid Camii'nde kullanılan taşıyıcı sistemi yinelenmiş, dört ayak üstüne oturan kubbeyi giriş-mihrap yönündeki yarım kubbelerle desteklenmiştir. Bu, Ayasofya ile ortaya atılan strüktür sorunun, onun tarafından bir kez daha ele alınışıdır. Süleymaniye, darülkurrası, darüşşifası, hamamı, imareti, altı medresesi, dükkânları ve Kanunî Süleyman ile Hürrem Sultan'ın türbeleriyle büyük bir alana yayılmış kentsel bir düzenlemedir ve Türkler'in dinsel yapılara toplumsal hizmet yapısı içeriği katmalarının en önemli örneğidir. Kubbe ve yarım kubbeler, yüklerini, uyumlu geçişlerle bir sonrakine iletirler. Yapı bu düzenden gelen bir dinginlikle, İstanbul'un Haliç'e bakan tepelerinden birinde yer alır. Dönemin önde gelen tüm sanatçılarının katkıda bulunduğu Süleymaniye, her ayrıntısıyla bir bütün olarak ele alınmıştır. Yedi yıl gibi kısa bir sürede bitirilmiş olması Sinan'ın mimarlıkta olduğu kadar örgütleme alanındaki dehasını da ortaya koyar. Yapının yapıldığı döneme ışık tutan muhasebe defterleri de günümüze kalmıştır.

Sinan yapı ile çatı örtüsü için en yetkin taşıyıcı sistemi, en yetkin biçimi bulmak yolunda deneyler yapmış, hatta zaman zaman geçmişte kullanıp sonra terkedilen yöntemleri yineleyerek bunların nasıl ileri götürülebileceğini araştırmıştır. Kimi zaman bu tür deneyleri birbirine koşut olarak sürdüğü de görülür. İstanbul'daki Sinan Paşa Camii gibi kimi yapıları, kubbeyi altıgen bir plana oturtmayı denemesiyle Edirne'deki Üç Şerefeli Cami'yi anımsatır. Edirnekapı'daki Mihrimah Sultan Camii'nde olduğu gibi ana mekânı tek bir kubbeyle örten camileri, erken Osmanlı dönemi camilerini düşündürür. Denemelerinin en ilginçlerinden biri gene İstanbul'daki Piyale Paşa Camii'dir. Burada kökenleri erken Osmanlı döneminden de önceye giden ve yapıyı çok sayıda küçük kubbe ile örten çok ayaklı cami şemasını ele almıştır.

Bütün bu deneyler onu başyapıtlarından birine, Edirne'deki Selimiye Camii'ne götürdükleri için önemlidir. Sinan ustalık dönemi yapıtı olarak nitelendirdiği bu camide daha önce İstanbul'daki Rüstem Paşa Camii'nde çözmeye çalıştığı bir sorunu, yani kubbeyi sekizgen bir plan üstüne oturtma düşüncesini uygulamıştır. Böylece, taşıyıcı ayaklar incelmekte, yükleri ileten öğelerin küçülmesiyle de kubbe, yapıdaki en önemli mekân belirleyici öğe durumuna gelmektedir. Sinan burada 31 m'yi geçen çapıyla en büyük kubbesini gerçekleştirmiştir. Külliye'nin öteki yapıları camiye göre arka planda tutulmuştur. Selimiye, strüktüründen mekân oluşumuna, oranlarından süslemelerine kadar Klasik dönem Osmanlı-Türk mimarlık bireşiminin dilini ortaya koyan, kurallarını belirleyen çok önemli bir başyapıttır.

Sinan öteki yapıtlarında da araştırıcılığını sürdürmüştür. Türbeleri buna örnektir. Şehzade Mehmet Türbesi'nde dilimli kubbe kullanmış, alışılmadık ölçüde süslü bir yüz düzenlemesine gitmiştir. Kanuni Süleyman Türbesi'nde de iç mekân ile dış görünüş arasında bir denge kurmak amacıyla örtü olarak, Osmanlı-Türk mimarlık geleneğinde çok sık kullanılmayan çift yüzlü kubbeyi seçmiş, iç kubbeyi yapının içindeki ayaklara, dış kubbeyi de dış duvarlara taşıtmıştır. II. Selim Türbesi'nde ise geleneksel altı ya da sekizgen plan yerine, yapı öğeleri arasında karşıtlık yaratan, köşelerin kesik kare planını seçmiştir. Sinan'ın, denemeci tutumunu öteki işlevlerde de sürdürdüğü gözlenir. Her zaman işleve, taşıyıcı sisteme, yapının bulunduğu yere göre en uygun olacak biçimi araştırmıştır. Yola çıkış noktası geleneksel biçim ve plan şemaları olmasına karşın, bunlara katı bir biçimde bağlı kalmamış, koşulların gerektirdiği yerlerde yeni biçimlere yönelmiş, böylece eski ile yeni arasında bir bağ oluşturabilmiştir.

Sinan'ın yapıları mimarlık bakımından olduğu kadar mühendislik bakımından da önem taşır. Bu nedenle "ser mimârân-ı cihan ve mühendisân-ı devran dünyadaki mimarların ve zaman içindeki mühendislerin başı" diye anılmıştır. Yapılarının çoğunun 400 yıl sonra bile ayakta duruyor, hatta kullanılıyor olması, onların taşıyıcı sistemlerine olduğu kadar temellerine de özen gösterilmiş olmasındandır. Sinan'ın mühendis yanı su yollarıyla köprülerinde ortaya çıkar. Bunlarda zamanının sahip olduğu tüm mühendislik bilgilerini uygulamış, hatta kimi zaman onları aşan, ileri götüren tasarımlar gerçekleştirmiştir. İstanbul'un su sorununu çözmekle görevlendirilmiş, bentleriyle, tünelleriyle, su yolları ve su yolu kemerleriyle, biriktirme ve dağıtma yapılarıyla uzunluğu 50 km'yi aşan ve Kırkçeşme adıyla bilinen su yapılarını gerçekleştirmiştir. Süleymaniye Külliye'sine 53 milyon akçe harcanırken Kıkçeşme yapılarına 43 milyon akçe harcanmış olması da zamanında bunlara verilen önemin bir başka göstergesi olmaktadır. Sinan, köprülerini de en az öteki yapıtları kadar önemsemiş, toplam uzunluğu 635,5 m'yi bulan Büyükçekmece Köprüsü ile sağlam olduğu kadar güzel de olan bir yapıt diye övünmüştür. En geniş açıklığı örtecek kubbeyi, en ince ve uzun minareyi araştırmak, böyle bir minaredeki şerefelere birbirleriyle kesişmeyen üç merdivenle çıkmayı denemek, bu mühendislik dehasının yaratıcılığını ortaya koyan örneklerdir.

Mimarlık, kimi zaman, içinden çıktığı toplumun genel yapısıyla uyum içinde olan bir bütünlüğe erişir. Bu, kendi gününün gereksinmelerini kendi olanaklarıyla karşılayan, ama geçmişin deneyim ve anılarını da içeren bir bireşimdir. Yapı gereçleri, yapım yöntemleri, elde edilen biçimlerle ve onlar da yerel-iklimsel koşullarla uyum içindedirler. Bunları birbirlerinden ve içinde bulundukları toplumsal koşullardan soyutlamak olanaksızdır. Ortaya çıkan biçimler toplumun büyük bir çoğunluğunca benimsenen simgelere dönüşür. Toplumu neredeyse yapılarıyla özdeşleştirmek olasıdır. Bu yalnız belli bir yere ve çağa özgü, başka bir benzeri olmayan bir mimarlık demektir. İşte Mimar Sinan böyle bir süreç içinde yer almaktadır. Tek tek yapıtlarından çok, mimarlığı uyumlu ve kendi içinde tutarlı bir bireşime götürme yolundaki çalışmalarıyla önem taşır. Osmanlı-Türk mimarlığı onunla birlikte bireşim sürecini tamamlamış, arayış aşamasından klasik dönemine geçmiştir. Bu geçiş, biçim olarak kubbeyi, düzenleme ilkesi olarak da merkezi planlı yapıyı anıtsal bir mimarlığın en önemli öğesi olan kubbeyi ve ona bağlı taşıyıcılar sistemini en yalın ve açık biçimde kullanıp onu anıtsal mimarlık düzenlemelerinin çekirdeği durumuna getirmek Osmanlı-Türk mimarlığının dünya mimarlığına bir katkısıdır. Böylece hem Doğu, hem Batı ile ilişki içinde olan, Anadolu ve Akdeniz kültürlerine sahip çıkan bir Osmanlı-Türk İslam mimarlık bileşimi ortaya çıkmıştır. Bu, yapıya katkıda bulunan öteki sanatları da etkilemiş, imparatorluğun her yerinde ki yapı eylemleri için yol gösterici olmuştur.

YAPITLAR (başlıca):Şehzade (Mehmed) Külliyesi, 1543-1548, İstanbul; Rüstem Paşa Külliyesi, 1544-1555, Tahtakale/İstanbul; Barbaros Hayrettin Paşa Türbesi, 1546, İstanbul; Hayrettin Paşa Hamamı (Çinili Hamam) 1546, Zeyrek/İstanbul; Mihrimah Sultan Külliyesi, 1547-1548, Üsküdar/İstanbul; Rüstem Paşa Medresesi, 1550, Cağaloğlu/İstanbul; Süleymaniye Külliyesi, 1550-1557, İstanbul; Zal Mahmut Paşa Külliyesi, 1551-1566, Eyüp/İstanbul; Sinan Paşa Külliyesi, 1553-1555, Beşiktaş/İstanbul; Kırkçeşme Su Yapıları, 1555-1563, Alibey Köyü/İstanbul; Haseki Hürrem Sultan (Çifte) Hamamı, 1556, Sultanahmet/İstanbul; Rüstem Paşa Kervansarayı, 1560, Edirne; Mihrimah Sultan Külliyesi, 1562-1565, Edirnekapı/İstanbul; Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi, 1564-1569, Lüleburgaz; Büyükçekmece Köprüsü, 1566-1568, İstanbul; Sultan Süleyman Kervansarayı, 1566-1567, Büyükçekmece/İstanbul; Selimiye Külliyesi, 1567-1575, Edirne; Sokullu Mehmet Paşa Külliyesi, 1571-1572, Kadırga/İstanbul; Piyale Paşa Camisi, 1573-1577, Kasımpaşa/İstanbul; Sultan II. Selim Türbesi 1574-1577, Ayasofya/İstanbul; Sokullu Mehmet Paşa Camii, 1577-1578, Azapkapı/İstanbul; Valide Sultan Külliyesi, 1577-1583, Üsküdar/İstanbul; III. Murat Köşkü, 1578, Topkapı Sarayı, İstanbul; Kılıç Ali Paşa Camisi, 1580, Tophane/İstanbul; Şemsi Ahmet Paşa Camisi, 1580, Üsküdar/İstanbul

KAYNAK: Kültür ve Turizim Bakanlığı resmi web sitesi

Tarihçe

Okulumuzun Tarihçesi

 

       1945-1946 Öğretim yılında Erkek Sanat Enstitüsünün  yeni binasına taşınmasıyla boşalan Milli Emlak Müdürlüğüne ait Kayseri Erkek Lisesinin  yanında Şiremenli caddesi üzerinde bulunan ve halk arasında Cizvitlerin Konağı diye bilinen eski bir binada Orta Yapı ismiyle, 1 müdür 2 öğretmen 1 memur  65 öğrenci ile eğitim ve öğretim hayatına başlamıştır. 
     Okulun ilk açılışında Dülgerlik ve Duvarcılık branşları ile  ilkokul sonrası 3 yıl eğitim vermeye başlamıştır.öğretime başlamıştır.Üç yıl sonra  Taşcılık ve sıvacılık Bölümleri faaliyete geçirilerek  iki yıllık Yapı Enstitüsü açılmıştır.Bu okula yapı orta okulu ve diğer ortaokul mezunları alınmaya başlanmıştır.Bir öğretim kurumunun ihtiyacına cevap veremeyen bu binada 1951-1952 öğretim yılının sonuna kadar kalınmış ve okulun öğretmen ve öğrencilerinin gayretleri sonucu yapılan bugünkü binasına 1952-1953 Öğretim yılında taşınmıştır.Okulun adı  Bakanlığımızca  Mimarsinan Yapı Sanat  Enstitüsü olarak değiştirilmiştir.1959-1960 Öğretim yılından itibaren müfredat proğramlarında yapılan değişiklik sonucunda  mevcut bölümlerin adı Yapı Bölümü olarak birleştirilmiştir.
        1969-1970 Yılında İNŞAAT TEKNİK LİSESİ, 1973 -1974 Öğretim Yılında YAPI RESSAMLIĞI, 1978-1979 Öğretim yılında SIHHİ TESİSAT VE ISITMA(Sıhhi Tesisat Teknolojisi) 1982-1983 öğretim yılında HARİTA VE KADASTRO, 2004-2005 Öğretim yılında RESTORASYON bölümleri ile eğitim ve öğretime devam etmektedir.2004-2005 Öğretim yılından İtibaren de  okulumuzun adı MİMARSİNAN Anadolu Meslek Teknik Ve Endüstri Meslek Lisesi olarak değiştirilmiştir.
        O tarihte 82.000 M 2 olan okul sahası bugün 93.000 M2 ye çıkartılmıştır.Halen okulumuzda  idare ve dersliklerin bulunduğu  bir bina ile, 6 adet atölye binası,5 adet atölye ambarı, 150 öğrenci kapasiteli pansiyon binası ile 16 adet müstakil lojmanı bulunmaktadır.

                                         OKULUMUZ MÜDÜRLERİ

 

Adı ve Soyadı    
Göreve Başlama

Görevden Ayrılma

1-Mustafa OĞUZ                  
24/09/1945                 

26/07/1951

2-Reşat ŞEKERCİOĞLU      
02/08/1951                
03/11/1959
3-Halil EMİROĞLU
06/11/1959                  
24/09/1961
4-Etem ERKAN                   
28/09/1961                 
28/08/1962
5-Halim ÖKSÜZOĞLU       
03/09/1962                  
10/03/1966
6-Mustafa  RENDA              
16/03/1966
05/09/1973
7-Necmettin SEZEN             
12/09/1973                 
11/11/1977
8-Ahmet AYAYDIN              
 06/03/1978                  
10/03/1980
9-Süleyman EKER                
02/04/1980                 
15/09/1980
10-Yusuf ERKILIÇ               
15/09/1980                 
01/07/1983
11-Mehmet TÜRKAY
22/09/1983                 
02/05/1986
12-Numan ERDOĞDU           
07/06/1986                 
11/11/2004
13-Hasan DAĞ                     
08/12/2005                  
HalenGörevde         

Misyon ve Vizyonumuz

Okulumuzun Misyonu

 

Bizler;  Öğrencilerimize

Atatürk ilke ve inkılapları ile donanmış, 

Kendi gücüne güvenen, 

Çevreleriyle barışık ve uyumlu, 

Araştırmacı ruhu gelişmiş, 

Çağın teknolojisini öğrenme ve öğretmeyi kendine amaç edinmiş, 21.Yüzyılın gelişen ihtiyaçlarına cevap verebilecek beceriler kazandırmak için varız. 

Okulumuzun Vizyonu

 

a)Okulumuzda öğrenme temel ihtiyaç kabul edilsin,

b)Okulumuzda, her veli öğrencisine öğrenme için her türlü fırsatın verildiğini bilsin,

c)Okulumuzda hem öğretenler, hem de öğrenenler birbirinin öğrenme ve gelişimine yardımcı olmanın önemine inansın.

d)Okulumuzda çalışanlar gerekenleri yaparken kendilerinden emin olsun. Doğru yaptıklarında alacakları cevaptan korkmasın ve gerekenleri yerine getirmede endişeleri olmasın.

e)Okulumuzda herkes, her gün daha iyiye ulaşmak için çalışsın.

Okulumuzun Stratejisi

 

Stratejimiz: Bütün öğrenciler öğrenebilir.

Amaç 1: Bireysel farklılıkları göz önünde bulundurarak öğrenci başarısını artırmak.

Bu amaç için yapılacak çalışmalar:

    • Sürekli değerlendirme yapılarak bütün öğrencilerin öğretim programlarındaki temel bilgi ve becerileri kazanıp kazanmadıkları ölçülecek.

    • Öğrencilere öğrenmeyi sevdirmede, bütün öğrencilerin öğrenme ihtiyacına cevap vermede veli ve toplum desteği sağlanacaktır.

Stratejimiz: Veliler, okulumuz için vaz­geçilmez Bir destektir.

Amaç 2: Okula güveni ve veli katılımını artırmak.

Bu amaç için yapılacaklar:

*   Öğrencilerin başarısında en önemli faktörlerden biri de velilerin çocuklarının eğitimine okul ile işbirliği yaparak doğru­dan katılmalarıdır. Bu sebeple okul-veli işbirliği geliştirilecektir.

*    Okul ile veliler arasındaki karşılıklı güvenin geliştirilmesinde sıkı bir iletişim büyük önem taşır. Bu iletişimi sağlamak için okulun gelişimi ölçülüp değerlendiri­lecek ve değerlendirme sonuçları velilere duyurulacaktır. Ayrıca, okuldaki çalışma­ların planlama, organizasyon ve uygulama basamaklarında da velilere duyurulması okula güveni artıracak ve veli desteğini güçlendirecektir.

*  Öğrencilerimizin gelecekteki işveren­lerinin, eğitimcilerin, velilerin kaygıları dinlenecek ve okulumuzun içinde bulun­duğu toplumsal çevrenin ihtiyaçları göz-önünde bulundurulacaktır.

*      Okulun kaynakları bire bir öğrenci­lerin ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde ayrılacaktır.

Stratejimiz; “Liderlik” okulumuz atmos­ferinde farkına varılır bir davranış biçi­midir.

Amaç 3: Okulun tamamında liderlik dav­ranışlarını ve bunun her alandaki geçer­liliğini geliştirmek.

Bu amaç için yapılacaklar:

*    Öğrenmede   işbirliği   esas   olarak alınacaktır. Öğrenci başarısının her öğrenci için nasıl artırılacağı belirlenecek ve okul toplumunun tamamında öğrenmeye yardım sağlanacaktır.

*      Okul çapında planlanan ve yürütüle­cek çalışmalar daima öğrenci başarısının artırılmasına yönelik olacaktır ve bütün öğrencilerin başarılarının nasıl artırılacağı dikkate alınacaktır.

*      Öğrenciler, öğretmenler ve veliler arasındaki ilişki öğrenci başarısında önemli konulardan birisidir. Bu ilişkinin gelişme­sine  ve   güçlenmesine   herkes   katkıda bulunacaktır.  Bunun  için  okul  çapında "liderlik" yaklaşımı benimsenecek ve okul müdürü okulun  "Eğitim  Lideri"  olarak - okul    toplumunu oluşturan yöneticilere, öğretmenlere,  öğrencilere,  velilere   ve destek personele öncülük yapacaktır.

*     Çevredeki okullar ile de etkili bir ; iletişim kurularak bu okulların da gelişi­mine liderlik yapılacaktır.    Bunun için '' okulun kazanmış olduğu deneyimler ve bilgi birikimi diğer okullara düzenli bir şekilde aktarılacak ve onların da gelişimine katkıda bulunulacaktır.   Bunun için; her türlü iletişim yolu kullanılacak, bilgi ve de­neyimler paylaşılacaktır.